SAĞLIKUYARILAR

Prebiyotikler, probiyotikler ve mikrobiom üzerine kısa bir not

Yazar: 26 Mart 2015 5 Yorumlar

Aslında daha önce de, Beslenme ve Sağlık başlıklı yazımda, probiyotiklerin önemine değinmiştim; özellikle de ev yapımı yoğurdun faydalarına. Fakat sonradan yazdıklarım içime sinmedi ve probiyotikler hakkında ilk yazdıklarımı genişletmeye karar verdim.

‘Probiyotik’ Yunanca kökenli bir kelimedir, anlamına bakarsak:

Pro = İçin

Biyotik = Hayat

demektir.

Probiyotikler CANLI ve faydalı bakteriler içerir, tüketildikleri zaman da hali hazırda bağırsaklarımızda yaşamakta olan faydalı bakterileri yeniler ve tamamlarlar. Ayrıca bağışıklık sistemimizin %90’ının sindirim sistemimizdeki yararlı bakterilerden oluştuğunu unutmayın.

Probiyotiklerin faydalı olabileceğine dair bir çok gösterge vardır. Probiyotikler;

İshali tedavi etmekte, özellikle antibiyotik tedavisiyle birlikte kullanıldığında,

Vajinal mantar ve idrar yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde ve tedavisinde,

Huzursuz bağırsak sendromu tedavisinde,

Belirli bağırsak iltihaplanmalarının hızlı tedavi edilmesinde,

Nezle ve soğuk algınlığı hastalıklarının önlenmesinde veya şiddetinin azaltılmasında oldukça etkilidir.

Daha önce de değindiğimiz üzere,

(Kombucha) Kombu Çayı,

Kefir

Elma sirkesi (tortulu)

Turşulanmış sebzeler,vs.

hep probiyotik sınıfına girer.

Peki PREBİYOTİK ne anlama geliyor? Prebiyotikleri de şu şekilde tanımlayabiliriz:

 

“Probiyotikleri besleyen, sağlıklı ve sindirilemeyen bir gıda bileşenidir.”

En iyilerini şu şekilde listeleyebiliriz:

Yer alması

Çiğ sarımsak

Çiğ soğan

Çiğ pırasa

Çiğ Kuşkonmaz

Muz

Yulaf

Dikkatinizi çektiyse “sindirilemeyen gıda bileşeni” dedim, bu da yukarıda saydığımız yiyeceklerin TAMAMEN SİNDİRİLEMEYEN yiyecekler olmadığı anlamına geliyor. Yiyeceklerdeki besinsel liflerin bazıları sindirilemez ve sindirim sistemimizdeki probiyotikler için yemek haline dönüşürler.

Prebiyotikleri, probiyotiklerle birlikte tükettiğimiz zaman hepsinin iyisi olan sinbiyotikleri elde ederiz. Türkiye’deki sarımsaklı yoğurt alışkanlığımızın bununla bir ilgisi olabilir mi acaba? Mesela karım, Pınar, yediği hemen hemen her şeye sarımsaklı yoğurt koyar.

image

Yukardakiler Pınar ve Brett (damat);  İstanbul’da bir balık lokantasında çekilmiş bir fotgraf. Gerçi sarımsaklı yoğurt yok sofrada ama olsun.

Konunun üzerinde bu kadar duruyor oluşumun sebebi, bağışıklık sistemimizin sağlıklı yaşamamız için son derece büyük önem taşıyor olmasından kaynaklanıyor. Tekrar vurgulamak gerekirse, bağışıklık sistemimizin %90’ı sindirim sistemimizin içinde yer alıyor.

“Üşüttüm” hepimizin aşina olduğu bir cümle. İşin gerçeği, HİÇ KİMSE SOĞUĞA MARUZ KALDIĞINDAN DOLAYI HASTALANMAZ. Eğer soğuğa maruz kalırsanız vücudunuz sizi ısıtabilmek için enerji tüketir. Eğer bağışıklık sisteminiz yeteri kadar kuvvetli değilse, sürekli olarak içiçe yaşadığımız virüslere / mikroplara karşı da savaşamaz. Diğer bir deyişle bir yandan sizi ısıtmaya çalışmak, bir yandan da virüslere karşı savaşmaya devam etmek bağışıklık sisteminizin zayıflamasına neden olabilir.

Dolayısıyla, bağışıklık sisteminizi , mikrobiomumuzu, mümkün olduğunca kuvvetlendirmeli ve korumalısınız.

Mikrobiomumuzun önemini daha iyi kavrayabilmemiz için, mide/bağırsak hastalıkları uzmanı Dr. Robynne Chutkan’ın çok ilginç ve çok eğitici videosunu izlemenizi hararetle tavsiye ederim. Videonun başlığı:

“Live Dirty, Eat Clean! Why The Microbiome Is The Future of Medicine”

İzlemek için,

Mindbodygreen.com/Dr.Robynne Chutkan

yazıp Google dan arayın.

Dr. Chutkan,  AZ YIKANMAMIZI ve daha iyi beslanmemizi öneriyor. Az gelişmiş , daha “fakir” ülkeler bu nedenle , “gelişmiş” toplumlara kıyasla çok daha sağlıklı. Bağışıklık sistemi hastalıklarına (Autoimmune disease) neredeyse hiç rastlanmıyor. Gelişmiş toplumlarda artık “normal” olarak kabul edilen obezite ve şeker hastalığı gibi hastalıklar, daha az gelişmiş/daha fakir toplumlarda neredeyse yok.

Hergün antiseptik sabunlarla ve şampuanlarla yıkanmak, bizimle iç içe yaşayan yararlı mikropları öldürerek bağışıklık sistemimizi çökertmektedir.

Ben duş alırken haftada sadece bir gün sabun ve şampuan kullanırım. Diğer günler sadece su ile yetinirim.

Tabii, kullanılan sabun ve şampuan da çok önemli. Saf ve kimyevi maddeler içermeyenleri tercih etmenizi öneririm. Çok meşhur bir ABD çocuk şampuanında bile karsonejenik kimyasallar bulunmakta.

Çoğu kişi vücudumuzdaki en büyük organın DERİMİZ olduğunu düşünmez bile. Derimizdeki trilyonlarca mikrobu öldürmememiz ne kadar önemliyse, derimizden içimize geçecek kimyasallara karşı da dikkatli olmamız gerekiyor. Aklıma ilk gelen yüzme havuzlarında kullanılan KLOR. Çok zararlı olduğu söyleniyor. Havuzdan sonra duş yapmak da etkin değil çünki olan olmuş bile;  geç kalınmış oluyor.

Dr. Chutkan, değindiğim videoda, 12 yıldır yıkanmayan ve “süper sağlıklı” olan birine atıfta bulunuyor. İnsanı düşündürüyor doğrusu.

Neyse, “Kimse soğuğa maruz kalmaktantan hasta olmaz” tezine geri dönelim. Bu İNANCIM geçen hafta, biraz acı bir izlenim olmakla beraber, tartışmasız bir şekilde kanıtlandı. Bildiğiniz üzere, Suriyedeki savaş nedeniyle ülkemize çok sayıda Suriyeli sığınmacı gelmiş bulunmakta. Bunların bazıları, yaşamlarını devam ettirebilmek için dilenmek zorunda kalmış bulunuyor. Geçen hafta, Istanbulda ısı 3-5 derece iken, 8 yaşlarında, tarfikte duran arabalardan para dilenen bir kız dikkatimi çekti. Yalın ayaktı ve üstünde de ince bir hırka vardı. Evden, işe gittiğim güzergah üzerinde konuşlandıkları için, bir kaç gün bu kızcağızı ve ailesini izleyebildim. Bu soğukta, yalın ayak ve üstü çok ince olan kızcağız, hasta olmamıştı, HASTA DEĞİLDİ. Bu teşhisim de her halinden belliydi; gülüyor, koşuyor ve eğleniyordo. Çocuk ne de olsa.

Bu yavrucağın iyi beslendiğini düşünmemiz imkansız olduğu gibi, soğuk iklime alışık olabileceği de pek olası değil.

Tek izah, sağlıklı bir mikrobiom ve dolayısıyla çok güçlü bir bağışıklık sistemi.

5 Yorumlar

  • ulya draz dedi ki:

    Supersin aydincigim…
    Cok dogru noktalara deginmissin…

    ADAM OLACAK COCUK B.KUNDAN BELLIYMIS…
    SEN HEP SUPERDIN…

  • Mahir Ulken dedi ki:

    Apple cider vinegar nerden temin edebilirim.?
    Cig sutle kefir yapmak riskli olurmu.?

    • aydinulusan dedi ki:

      Mahirciğim,Apple cider vinegar (filtrelenmemiş) Zencefil Aktar dükkanlarında bulabilirsin. Benim bildiğim, Etilerde ve Osmanbeyde var. Markası Ralilla (galiba). Ciğ sütten yapma; yoğurt yapar gibi sütü ilk önce kaynat.

      • aydinulusan dedi ki:

        Mahir, zencefil.com.tr ye girerek internetten de Elma Sirkesi siparişi verebilirsin.

Yorum Yapın